15 Nisan 2010

gelirken...giderken...sus ve de pus...

her gidişimde senden dönüşsüz her yolculuğa çıkışımda vardığımsın,sen aşksın...geli'i içinde barından her git'te sana varmam bundan....her yandasın nereye dönsem oradasın çünkü içimdesin ...her seferinde artık olmaz desem de olur kılıyor zaman inatla ve beni sevda yerimden vurup duruyor işte yeniden ve inatla yeniden...zamanın kanattığı yerden akıtıyorum şaraplarımı ruhumla sonra tüm dünya çakır keyif dolanıp ,dönüp duruyor ,heyhat her daim batıyor dünya ,şarapların hüznünde ,batıyoruz sevgili beraber ama birbirimizden öte...batıyoruz ,batırıyoruz gemileri okyanuslar ağlıyor ya peşimiz sıra görmüyoruz,duymuyoruz çağlayanlarını ruhumuzun ,hıçkırıklarında sus oluyoruz aşkın,sen sus oluyorsun ben pusup duruyorum sus-pus oluyoruz öylece ,beraber fakat uzak...geliyorum gidiyorum,gel-git oluyoruz kayaların düşmanlığında kanatıp duruyoruz ruhumuzu ,sularında serinleyeceğimiz deniz oluyorz ve fakat limanları kayıp , kimsesiz ,çaresiz öylece debeleniyoruz ummanda .bir ses bekliyoruz sesimize denk bir ses,duymuyorlar ,görmüyorlar .seninle biz evet, evet seninle biz ,biz oluveriyoruz yitirilişmizde...sevgimle....ve de sevginle....

21 Aralık 2009

IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN...

ıhlamurlar ne zaman çiçek açar bilmiyorum,bilmek de istemiyorum...çiçeklenince ıhlamurlar gelemzsem sana ki sen hep gidilemez bir yerde olacaksın.öyle görünüyor haleti ruhiyenden,ama ben yine de geleceğim sana,ıhlamurlar çiçek açtığı zaman,kimseler olmayacak uğrayacağım senden başka,ki ıhlamurlar bir tek senin için çiçeklenecek,kokularıyla seslenecekler bana senden bir esinti,bir fıısltı gibi duyumsayacağım beni çağırdığını ve geleceğim sana,yılın hangi ayı hangi günü bilmiyorum ama geleceğim sana ıhlamurların çiçeklendiği yerden,belki anlıyorsun belki anlamıyorsun bilmiyorum ve bilemediklerimle geleceğim sana,belki incitiyorum bilemiyorum incitmemek için geleceğim sana,belki bitiriyorum bitmesin diye geleceğim sana,belki susamıyorum ama susarak konuşmak için geleceğim sana,sözler olmadan konuşacağım seninle,belki duymayacaksın duy diye geleceğim sana...ne zaman bilmiyorum ama ıhlamurlar çiçek açtığı zaman geleceğim sana....kavlime sadığım ,sadığım sana,görsen de görmesen de bendeki seni bitirmemek için geleceğim sana...

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü

Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü

Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü

Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana

Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.



Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden

Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden

Bebekler hayta hayta yürümeden

Geleceğim diyorum, geleceğim sana

Ne olur kesin bir takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.



Beklesen de olur, beklemesen de

Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende

Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde

Hangi ses yürekten çağırır beni sana

Geleceğim diyorum, takvim sorma bana

-Ihlamur çiçek açtığı zaman.



Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi

Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi

Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?

Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana

Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.



Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden

Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben

Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden

Gemileri yaksalar da geleceğim sana

On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana

-Ihlamur çiçek açtığı zaman.



Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif

Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız

Ey benim alfabemdeki kadîm Elif

Ne güzellik, ne de tat var baharsız

Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana

Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.



Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ (Uzaklara Türkü)

3 Eylül 2009

ACILARIMLA YOĞRULUYORUM...

...Derken zaman öylece geçer.Bu hikaye başladığı yerde biter.Hiçlikten çıkıp gelen hiçliğe yol alan bu hikayede son henüz yazılmamıştır.Keza hiçlik sonlandırılabilen bir şey değildir...

...Derken kahramanımız hep vardır ve var olmaya da devam edecektir.Çünkü o aslında düşüncenin ta kendisidir. Ve o düşünce de sonlandırılabilen bir şey değildir...

...Derken yazarımız artık yoktur.Çünkü kurguladıkları onu yok etmiştir.Yazar aslında var olma çabası veren bir vücuttur.Ve hikayemiz var oldukça o vücut kendini yok etmektedir.Derken yazar sadece hikaye yazan olmuştur.Artık o yoktur...

Şimdi düşünüyorum,sen bu hikayenin neresindesin diye?Hangisisin sen ;hiçliğe yol alan,kahraman olan,yoksa yok olan mı? Bunu söyleycek olan sensin ve susmak sadece susmayı sağlar!!!

30 Ekim 2008

yolculuk...

Yine yollar göründü ,bu güz gibi solan yüreğime,bu sefer uzun bir yol bekler beni,geride bıraka-maya-rak çoğu şeyi...Her şeyden uzaklaşmak adına yapılan ilk kurtuluş hamlesidir yolculuk...En kestirme çözümdür çoğu zaman yolculuk ama hep dönülen yer aynıdır.Kavafis'i doğrulama çabası misali;Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.../Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın./Bu kent peşini bırakmayacak./ Aynı sokaklarda dolaşacaksın./ Aynı mahallede yaşayacaksın;aynı evlerde kır düşecek saçlarına./Bu kenttir gidip gideceğin yer./ Bir başkasını umma... "Biliyorum bu kenttir gidip gideceğim yer ama buna rağmen yapılan her yolculuk yeni bir hayat öpücüğü misali canlandıracak bu güz gibi solan yüreğimi...Keza çok sevdiğim diğer bir yolculuk şiirinde der ki şair;"...yol bir yere gitmez /o bir susma biçimidir /soğuk bir taşıtın uğultusunda ..."Susukunluk ve yolculuk birbirine kavuşmayı bekleyen iki dost gibi,hayatımızı çekip çeviriveriyor çoğu zaman.Her şeye rağmen yola düşmeli,güzel bir iç deniz seferine çıkmalı,yenilemeli kendini,tazelenmeli...Ne duruyorsunuz! Haydi iyi yolculuklar:) umutla...sevgiyle...

29 Nisan 2008

SONU OLMAYAN BİR TÜKENİŞSİN SEN...

Boşuna beklediğini bilerek beklemek...Hep sığınarak sanal bir yarın fikrine.Oysa tek gerçek bugündür.Yarın hep korkunun peçesi,çaresizliğin,olamayışların olunmazlığıdır.Ben seni dünde bıraktım,bugün bu kadar özlüyor olmam bundan.Ama biliyorum düne dönemeyiz.
Sen özgürlüğümdün benim -dünde-,-yarında- kahramanım,ama -bugünde- hiç bir şeyimsin.
Hiçlik aslında varoluş denen olgunun en gerçekçi kaynağıdır.Ne dersin?Hiçliğinde,yılgınlığında,umutsuzluğunda bir an dahi aklına gelebiliyorsam bugün bitmemiş demektir,biz bitmemişiz demektir.
Bugündeyim.Anlamını bilsem de bilmesem de burdayım.Anlamlı olsun diye uğraşmadan sadece bugünde kalmak istiyorum.Ama sen bunun,bugün ne kadar farkındasın bak işte onu bilmiyorum :(
Sonu olamyan bir tükenişsin sen,ancak ölümün kardeşi uykuda dinlenebilen...

16 Nisan 2008

GÜNBEGÜN sessiz haykırışı YÜREĞİMİN

Benim mezarlarımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var..
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan.

Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum..
Ağlasam geçer,
Biliyorum..
Ağlanmıyor.
Özdemir Asaf
çok şey var anlatacak ama bu şiir sanırım yetiyor anlatmaya buhranını bu yaşamın,onulmazlığını bu girdabın...eee boşuna mı dedim ben,ADAMIM diye Özdemir Asaf'a...ADAMIM...

21 Mart 2008

DEMİRCİ KAWA'DAN EKİNOKSA ŞİİR TADINDA YENİ BİR GÜNDÜR NEWROZ

Newroz,yenigün anlamına gelmektedir ve her yıl 21 Mart tarihinde bayram coşkusuyla kutlanmkatadır.Newrozun nerden çıktığına ,nasıl meydana geldiğine dair bugüne kadar pek çok efsane dile gelmiştir.
Bir efsaneye göre, M.O. 612 yılında Asur İmparatorlugu Mezopotamya halklarına, Kürtlerin ataları olan Medlere, lran'lıların ataları Perslere, Ermenilerin ataları Urartulara ve şimdi soyları tükenen Hurilere, Babillere, Elamlılara çok zulüm yapıyordu. Med Generali Keyasker tüm halkların da desteğini alarak Asur zulmüne ve zalim Dehak'a karşı ayaklanır. 21 Mart 612 yılında Asurluların başkenti Ninova'yı kuşatır .Zalim Kral Dehak'ı sarayıyla birlikte yakar . Keyasker'e eski Med ve Pers dilinde "lider, önder, komutan, Ozan" anlamına gelen ''Kawa'' denilir. Bu günden sonra, bütün Mezopotamya halkları özgür olur.Ve bugüne Kürtçe ''Newroz'' (yenigün) derler.Her 21 Mart günü zalim Dehak'ın sarayını yakan ateşi yakıp Newroz'u bir bayram olarak kutlarlar. Başka bir efsaneye göre, M.Ö. 1896 yılından 1176 yılına kadar egemenlik kurmuş olan Kassitli Kürtler, egemenliklerinin ilk yıllarında Babil'i ikinci kez işgal ediyorlar. Söylenceye göre, Kral Cemşid bir taht üzerinde Kürt kenti olan Demawed'den Babil'e götürülürken, yüzü o kadar parlıyor ki, halk onu güneşe benzetir ve gök iki güneş gördü derler , bugüne Newroz denir. Cemşid'in Babil'e girdiği gün 21 Mart'tı. Bugün her yıl bayram olarak kutlanır. Bununla bağlantılı olarak bir başka söylence de şöyle: Cemşid'den itibaren kutlanan Newroz . tôrenlerinde Kürtlerin ateşe bagıılıkları nedeniyle ,dağlarda, alanlarda ateşler yakılır , oyunlar oynanır . M.Ö. 612 yılında Demirci Kawa her yıl kutlanan bayramlardan yararlanıp, bayram için toplanan halkın varlığından yola çıkarak dağlarda Newroz ateşi yaktırıp , isyanı başlatmıştır .Aradan geçen zaman içinde Newroz bayramı ile bu başkaldırı birleştirilmiştir. Firdevs'in Şeyhnamısine (974-999 yıllarında yazılmış) göre, zalim Asur Kralı Dehak'ın omuzunda iki yılan çıkmıştır .Onlara her gün iki Kürt gencinin beyninin verilmesini Dehak'ı etkisi altına alan bir ifrit şeytan önerir. Ve her gün iki Kürt gencinin beyni bu yılanlara yedirilir .Ancak, insaf sahibi bazı kişiler-bir söylenceye göre Demirci Kawa-bir süre sonra ikinci beyin olarak kestikleri hayvan beynini vererek zulmü yumuşatmaya çalışırlar .Kaçırdıkları ikinci genci dğlıara yollarlar. lşte bu dağlarda toplananlar Kürt halkını oluşturmuşlardır.Demirci Kawa da beyinleri Dehak'ın yılanlarına yedirilen 17 Kürt gencinin babasıdır .Y akalanan 18.oğlunu kurtarmak için Dehak'ın sarayını basar. Şeyhnamıye göre, Kawa saraydan çıkarken sarı- kırmızı-yeşil renkli deri önlüğünü isyan bayrağı olarak kulanır. lsyan zaferle sonuçlanır, yönetim Feridun'a (Med Kralı) teslim edilir.Med yenilgisinden sonra bu bayrak lran'a götürülür ve bir anı olarak saklanır.
Hangi efsaneyi daha anlamlı bulursa bulalım tüm efsanelerin özünde var olan bir gerçek var insanlığın zülme olan direnişi...21 Mart aynı zamanda Dünya Şiir Günü olarak tüm dünyada kutlnamaktadır.21 Mart insanlık tarihini farklı farklı anlamlarla saran ama illede içinde umudu ve yeniyi barındıran bir gündür.21 Martta aynı zaman da Kuzey yarımkürede İlkbahar Ekinoksu olarak bilinir.Yani bu coğrafya da 21 Mart'ın anlamı yeryüzü-gökyüzü bağlamında yeniliğe,coşkuya,umuda davet ediyior bizi...