Yine yollar göründü ,bu güz gibi solan yüreğime,bu sefer uzun bir yol bekler beni,geride bıraka-maya-rak çoğu şeyi...Her şeyden uzaklaşmak adına yapılan ilk kurtuluş hamlesidir yolculuk...En kestirme çözümdür çoğu zaman yolculuk ama hep dönülen yer aynıdır.Kavafis'i doğrulama çabası misali;Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.../Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın./Bu kent peşini bırakmayacak./ Aynı sokaklarda dolaşacaksın./ Aynı mahallede yaşayacaksın;aynı evlerde kır düşecek saçlarına./Bu kenttir gidip gideceğin yer./ Bir başkasını umma... "Biliyorum bu kenttir gidip gideceğim yer ama buna rağmen yapılan her yolculuk yeni bir hayat öpücüğü misali canlandıracak bu güz gibi solan yüreğimi...Keza çok sevdiğim diğer bir yolculuk şiirinde der ki şair;"...yol bir yere gitmez /o bir susma biçimidir /soğuk bir taşıtın uğultusunda ..."Susukunluk ve yolculuk birbirine kavuşmayı bekleyen iki dost gibi,hayatımızı çekip çeviriveriyor çoğu zaman.Her şeye rağmen yola düşmeli,güzel bir iç deniz seferine çıkmalı,yenilemeli kendini,tazelenmeli...Ne duruyorsunuz! Haydi iyi yolculuklar:) umutla...sevgiyle...
30 Ekim 2008
29 Nisan 2008
SONU OLMAYAN BİR TÜKENİŞSİN SEN...
Boşuna beklediğini bilerek beklemek...Hep sığınarak sanal bir yarın fikrine.Oysa tek gerçek bugündür.Yarın hep korkunun peçesi,çaresizliğin,olamayışların olunmazlığıdır.Ben seni dünde bıraktım,bugün bu kadar özlüyor olmam bundan.Ama biliyorum düne dönemeyiz.
Sen özgürlüğümdün benim -dünde-,-yarında- kahramanım,ama -bugünde- hiç bir şeyimsin.
Hiçlik aslında varoluş denen olgunun en gerçekçi kaynağıdır.Ne dersin?Hiçliğinde,yılgınlığında,umutsuzluğunda bir an dahi aklına gelebiliyorsam bugün bitmemiş demektir,biz bitmemişiz demektir.
Bugündeyim.Anlamını bilsem de bilmesem de burdayım.Anlamlı olsun diye uğraşmadan sadece bugünde kalmak istiyorum.Ama sen bunun,bugün ne kadar farkındasın bak işte onu bilmiyorum :(
Sonu olamyan bir tükenişsin sen,ancak ölümün kardeşi uykuda dinlenebilen...
Sen özgürlüğümdün benim -dünde-,-yarında- kahramanım,ama -bugünde- hiç bir şeyimsin.
Hiçlik aslında varoluş denen olgunun en gerçekçi kaynağıdır.Ne dersin?Hiçliğinde,yılgınlığında,umutsuzluğunda bir an dahi aklına gelebiliyorsam bugün bitmemiş demektir,biz bitmemişiz demektir.
Bugündeyim.Anlamını bilsem de bilmesem de burdayım.Anlamlı olsun diye uğraşmadan sadece bugünde kalmak istiyorum.Ama sen bunun,bugün ne kadar farkındasın bak işte onu bilmiyorum :(
Sonu olamyan bir tükenişsin sen,ancak ölümün kardeşi uykuda dinlenebilen...
16 Nisan 2008
GÜNBEGÜN sessiz haykırışı YÜREĞİMİN
Benim mezarlarımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var..
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan.
Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum..
Ağlasam geçer,
Biliyorum..
Ağlanmıyor.
Özdemir Asaf
çok şey var anlatacak ama bu şiir sanırım yetiyor anlatmaya buhranını bu yaşamın,onulmazlığını bu girdabın...eee boşuna mı dedim ben,ADAMIM diye Özdemir Asaf'a...ADAMIM...
Hep yaşamış olanlar var..
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan.
Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum..
Ağlasam geçer,
Biliyorum..
Ağlanmıyor.
Özdemir Asaf
çok şey var anlatacak ama bu şiir sanırım yetiyor anlatmaya buhranını bu yaşamın,onulmazlığını bu girdabın...eee boşuna mı dedim ben,ADAMIM diye Özdemir Asaf'a...ADAMIM...
21 Mart 2008
DEMİRCİ KAWA'DAN EKİNOKSA ŞİİR TADINDA YENİ BİR GÜNDÜR NEWROZ
Newroz,yenigün anlamına gelmektedir ve her yıl 21 Mart tarihinde bayram coşkusuyla kutlanmkatadır.Newrozun nerden çıktığına ,nasıl meydana geldiğine dair bugüne kadar pek çok efsane dile gelmiştir.
Bir efsaneye göre, M.O. 612 yılında Asur İmparatorlugu Mezopotamya halklarına, Kürtlerin ataları olan Medlere, lran'lıların ataları Perslere, Ermenilerin ataları Urartulara ve şimdi soyları tükenen Hurilere, Babillere, Elamlılara çok zulüm yapıyordu. Med Generali Keyasker tüm halkların da desteğini alarak Asur zulmüne ve zalim Dehak'a karşı ayaklanır. 21 Mart 612 yılında Asurluların başkenti Ninova'yı kuşatır .Zalim Kral Dehak'ı sarayıyla birlikte yakar . Keyasker'e eski Med ve Pers dilinde "lider, önder, komutan, Ozan" anlamına gelen ''Kawa'' denilir. Bu günden sonra, bütün Mezopotamya halkları özgür olur.Ve bugüne Kürtçe ''Newroz'' (yenigün) derler.Her 21 Mart günü zalim Dehak'ın sarayını yakan ateşi yakıp Newroz'u bir bayram olarak kutlarlar. Başka bir efsaneye göre, M.Ö. 1896 yılından 1176 yılına kadar egemenlik kurmuş olan Kassitli Kürtler, egemenliklerinin ilk yıllarında Babil'i ikinci kez işgal ediyorlar. Söylenceye göre, Kral Cemşid bir taht üzerinde Kürt kenti olan Demawed'den Babil'e götürülürken, yüzü o kadar parlıyor ki, halk onu güneşe benzetir ve gök iki güneş gördü derler , bugüne Newroz denir. Cemşid'in Babil'e girdiği gün 21 Mart'tı. Bugün her yıl bayram olarak kutlanır. Bununla bağlantılı olarak bir başka söylence de şöyle: Cemşid'den itibaren kutlanan Newroz . tôrenlerinde Kürtlerin ateşe bagıılıkları nedeniyle ,dağlarda, alanlarda ateşler yakılır , oyunlar oynanır . M.Ö. 612 yılında Demirci Kawa her yıl kutlanan bayramlardan yararlanıp, bayram için toplanan halkın varlığından yola çıkarak dağlarda Newroz ateşi yaktırıp , isyanı başlatmıştır .Aradan geçen zaman içinde Newroz bayramı ile bu başkaldırı birleştirilmiştir. Firdevs'in Şeyhnamısine (974-999 yıllarında yazılmış) göre, zalim Asur Kralı Dehak'ın omuzunda iki yılan çıkmıştır .Onlara her gün iki Kürt gencinin beyninin verilmesini Dehak'ı etkisi altına alan bir ifrit şeytan önerir. Ve her gün iki Kürt gencinin beyni bu yılanlara yedirilir .Ancak, insaf sahibi bazı kişiler-bir söylenceye göre Demirci Kawa-bir süre sonra ikinci beyin olarak kestikleri hayvan beynini vererek zulmü yumuşatmaya çalışırlar .Kaçırdıkları ikinci genci dğlıara yollarlar. lşte bu dağlarda toplananlar Kürt halkını oluşturmuşlardır.Demirci Kawa da beyinleri Dehak'ın yılanlarına yedirilen 17 Kürt gencinin babasıdır .Y akalanan 18.oğlunu kurtarmak için Dehak'ın sarayını basar. Şeyhnamıye göre, Kawa saraydan çıkarken sarı- kırmızı-yeşil renkli deri önlüğünü isyan bayrağı olarak kulanır. lsyan zaferle sonuçlanır, yönetim Feridun'a (Med Kralı) teslim edilir.Med yenilgisinden sonra bu bayrak lran'a götürülür ve bir anı olarak saklanır.
Hangi efsaneyi daha anlamlı bulursa bulalım tüm efsanelerin özünde var olan bir gerçek var insanlığın zülme olan direnişi...21 Mart aynı zamanda Dünya Şiir Günü olarak tüm dünyada kutlnamaktadır.21 Mart insanlık tarihini farklı farklı anlamlarla saran ama illede içinde umudu ve yeniyi barındıran bir gündür.21 Martta aynı zaman da Kuzey yarımkürede İlkbahar Ekinoksu olarak bilinir.Yani bu coğrafya da 21 Mart'ın anlamı yeryüzü-gökyüzü bağlamında yeniliğe,coşkuya,umuda davet ediyior bizi...
9 Ocak 2008
SANATIN İNTİHARI DOĞURAN VAROLUŞU....
Sanatın intiharı doğuran varoluşu yahut intiharın- kimilerince - sanatın son durağı olması.Uzun zamandır aklıma takılan bir mevzu bu.Çözülmesi zor bir mevzu.Son zamanlarda sanat ve intihar ile bütünleşen yaşam öyküleri okudum ve bu inanılmaz bir hissiyat uyandırdı bende..."Ey iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben",ancak ölüme kutsanmış bir ruh yazabilir bunu...Nilgün Marmara ölüme kutsanan ruhuyla bu dünyaya daha fazla katlanamayarak kendini boşluğa salıverdi...Şiirlerinde her sözcüğüyle haklılığını kanıtlamak ister gibi keskin,kararlı ve eminim mutlu bir yolculuktu onunkisi...Ve yine "Daha ne kadar dayanabilirdim,herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama"diyerek çok sevdiği Nilgün Marmara'nın öldüğü yaş ve yine intihar ederk yaşama son veren şair S.Plath'ın öldüğü ayda yaşamına son vermek istediğini dile getiren Zafer Ekin Karabay,29. yaşının 29 Şubatında intihar etmek istemiştir. Ancak hiç bir yerde huzur bulmadığından bu belirdeği tarihi bekleyememiştir ve yaşamına son vermiştir... Ölüme gülümsemeden az önce "Bir insanın özgürlüğü için,bir insanı üzdüm ,beni affedin" diyerek tükenmez bir yolculuğa çıkan İmam Aygün biliyorum ki ÖZGÜR bir yolcudur tarihin derinliklerinde.Sanat bir tür med-ceziri midir yaşam denen olgunun,varoluşun özüdür belki de sanat,insan iradesinin kurallardan soyutlanışıdır.Sanat bir özgürlük meşalesidir tarihe yol alan,geleceği aydınlatan,iz bırakan.Peki ya ÖLÜM,ölüm neresindedir sanatın.Ölüm =İntihar diyebilir miyiz,ben bunun sanatla ölüme gülümseyenlere yapılan bir haksızlık olacağını düşünüyorum,keza ölümden daha öte ölümü de aşan bir bakış sözkonusu bence.Bu ve benzeri bir yığın soru dömüp duruyor beynimde.Bu yazıyı yazmak fikri ilk aklıma geldiğinden bu yana hiç aklımdan çıkaramadım . Ama amacım böyle yüzeysel bir yazı yazmak değildi...Bunun için ciddi bir araştırma yapmalı ve zaman ayırmalıyım.Oysa ki ben ders çalışmak zorunda olan bir garip kul :) olaraktan kafamda dönüp duran sorular ,isimler yumağından sıyrılmak niyetiyle bu yazıyı yazdım ve burada noktalıyorum...Eminim ki sizinde aklınıza bir yığın soru takılacaktır bu yazıyla ilgili,yorumlarınızı merakla bekliyorum...Her şeye rağmen ,umutla...sevgiyle...
2 Ocak 2008
merhaba:)
Kaçak çayın demine yoldaş sisli bir izmir sabahından günaydın ....Gökyüzü doğurmak ister gibi gözyaşını,öyle düğüm düğüm olmuş boğazı da birazdan başlayacak gibi ağlamaya...Gözyaşlarını akıtıp da toprağa yeniden can bulacak gibi toğrağın derinliklerinde...Yenilenmektir yağmur,doğurmasıdır hayatın kendini yeniden, eskisinden canlı...Yağmur bende hep hüzün sonrası neşe gibidir.Bu nedenledir ki ben bugün yağsın istiyorum ,gökyüzü ağlasın ,çözülsün tüm düğümler,hayat yeniden eskisinden canlı bizimle olsun...umutla...sevgiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
